Müslim Sarı: Asgari Ücret 45 Bin Lira, En Düşük Emekli Maaşı 32 Bin Lira Olmalıdır

30.06.2026

Cumhuriyet Halk Partisi Parti Sözcüsü Müslim Sarı:

- “NATO zirvesi çerçevesinde uygulanan olağanüstü güvenlik önlemleri, tutuklamalar, neredeyse parlamentonun bile o hafta kapalı hale getirilmesi, kamu kurumlarının kapatılması, memurların zorunlu izne tabi tutulması ve akreditasyon uygulamalarına ilişkin ciddi eleştirilerimiz oldu. Bunları kabul etmediğimizi belirtmek isterim.”

- “Temmuz ayında, asgari ücret ve en düşük emekli maaşı en az yüzde 60 artırılmalıdır.”

- (Terörsüz Türkiye Süreci) “Biz CHP olarak komisyon raporunun arkasındayız. Ülkenin birliği, beraberliği, devletin bekası ve milli birlik ve kardeşliğimiz açısından bu sürecin destekçisiyiz. Ancak bu sürecin şeffaf bir biçimde kamuoyu nezdinde hiçbir şey saklanmadan parlamenter ve meşru zeminlerde tartışılmasının uygun olduğunu değerlendiriyoruz.”

- “7 il başkanımız hakkında tedbirli ve kesin çıkartma yönünde disiplin sürecinin uygulanmasına karar verilmiştir. 6 ilimizde yeni il başkanlarımız görev yapacak.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Merkez Yönetim Kurulu, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı. CHP Parti Sözcüsü Müslim Sarı, toplantının ardından yaptığı açıklamada; MYK toplantısında NATO zirvesindeki olağanüstü önlemlerden ekonomik darboğaza, terörün tasfiyesi sürecindeki kafa karışıklıklarından örgütsel operasyonlara kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulunduklarını belirtti. Sarı, 26 ilde gerçekleştirilen görevden almalar ve paralel yapılanmalara yönelik disiplin hamleleriyle partide iki başlılığa asla geçit verilmeyeceğini açıkladı. CHP Sözcüsü Sarı şunları söyledi:


Sayın basın mensupları, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bir MYK toplantısı sonrasında yine sizlerle beraberiz. MYK’mız yine her zaman olduğu gibi iki ana çerçevede değerlendirmelerde bulundu. Bunlardan biri; ülkenin gündemine ilişkin ve şuanda tartıştığımız konulara ilişkin. Bir diğeri de parti içi meseleler ve partimizin içinde bulunduğu durum ve süreçlerle ilgili. Yine bu sistematiğe uygun olarak bende size yapılan tartışmaların içerikleriyle ilgili bilgi aktarımında bulunacağım.

NATO ZİRVESİNDEKİ GÜVENLİK ÖNLEMLERİNE ELEŞTİRİ

Ülke gündemine ilişkin üç konuda genel değerlendirmeler yapıldı. Başka konular da vardı ama esasen üç tane çerçeve üzerinden değerlendirmelerde bulunuldu. Bunlardan birisi bildiğiniz üzere Ankara’da önümüzdeki günlerde yapılacak NATO zirvesi ve bu NATO zirvesi çerçevesinde Türkiye, Türkiye’deki güvenlik politikaları, Türkiye’nin bu yeni güvenlik iklimi içinde ve bu yeni güvenlik mimarisi içinde bulunduğu pozisyon, aldığı rol, Türkiye’nin orta ve uzun vadede önüne çıkacak fırsatlar, bununla ilgili değerlendirmeler ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin güvenlik ve dış politikası ve ülkenin güvenlik ve dış politikasına yapabileceği katkılar üzerine genel değerlendirmeler yapıldı. Ama esasen bizi bir sonraki haftada daha içeriğe dair NATO zirvesi ve dünyanın ve Türkiye'nin yeni güvenlik aksı ile ilgili daha ayrıntılı değerlendirmeler yapacağız bir sonraki toplantıda. Ama öte yandan NATO zirvesi çerçevesinde uygulanan olağanüstü güvenlik önlemleri, tutuklamalar, neredeyse parlamentonun bile o hafta kapalı hale getirilmesi, kamu kurumlarının kapatılması, memurların zorunlu izne tabi tutulması gibi uygulamalar ve aynı zamanda akreditasyon uygulamalarına ilişkin de ciddi eleştirilerimiz oldu. Bunları kabul etmediğimizi belirtmek isterim. Ama NATO zirvesi ile ilgili esas değerlendirmelerimizi bir sonraki hafta daha geniş biçimde sizlerle paylaşacağız.

“ASGARİ ÜCRET 45 BİN LİRA, EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI 32 BİN LİRA OLMALIDIR”

İkinci önemli konumuz yine ekonomik gelişmelere ilişkin oldu. Bildiğiniz üzere yılın ilk yarısı sona erdiğinde özellikle enflasyondaki gerçekleşmeler göz önünde bulundurularak dar gelirlilerin ve sabit gelirlilerin yaşam koşullarını iyileştirme ile ilgili tartışmalar ülke gündemine gelir. Bu çerçevede bizler de henüz Haziran ayı enflasyonu tamamlanmamış olsa bile, açıklanmamış olsa bile piyasa beklentileri çerçevesinde bir enflasyon olacağı varsayımı üzerinden bazı değerlendirmeler yaptık. Öncelikle şunu söylemek isteriz ki; Türkiye'nin içinde bulunduğu nesnel koşullar TÜİK'in açıkladığı enflasyon hedefleri üzerinden asgari ücretliye, sabit gelirliye, dar gelirliye ya da emekliye bir ücret belirleme paradigmasını geçersiz kılıyor ve Türkiye artık farklı bir yerde. Dolayısıyla açıklanan enflasyon oranı ne olursa olsun öyle bir zeminde ve öyle bir yerdeyiz ki bunların hiçbirisinin bir önemi ve anlamı yok. Yani enflasyon oranı 18 çıktı, 19 çıktı, 20 çıktı, 15 çıktı. Biz buna göre dönüp bakalım geçmişteki 6 ayda ne kadar zam vermiştik, bunun üzerine ne kadar koyabiliriz gibi tartışmaların anlamsız olduğu bir yerdeyiz. Bizim yeni bir ücret düzenlemesi ve yeni koşullara uygun yeni bir paradigma inşasına ihtiyacımız var. Özellikle bu ücretlerle ilgili olarak. Bunun iki nedeni var. Bir biraz önce söylediğim bu yeni durum, insanların yaşam koşulları, geçmişten gelen birikimler; ikincisi de enflasyon hedeflerinin ne kadar gerçekçi ve doğru olduğuna ilişkin tartışmalar. Hepimiz biliyoruz ki; TÜİK’in, resmi kurumların enflasyon açıklamalarıyla dar gelirlilerin ve bizim hissettiğimiz enflasyon oranı arasında dağlar kadar fark var. Dolayısıyla bu rakamlara bakarak bunun üzerinden bir değerlendirme yapmanın yetersiz ve anlamsız olduğunu belirtmek isteriz.

Peki, o zaman ne yapmak gerekir? Bizim bununla ilgili bir çalışmamız var. Bu çalışmanın ayrıntıları önümüzdeki günlerde, özellikle Temmuz ayı içerisinde daha ayrıntılı biçimde kamuoyuyla paylaşılacak. Ama ilk elden şunu söyleyebilirim. Bir defa asgari ücretin mevcut seviyesinin mutlaka ve mutlaka revize edilerek daha üst bir noktaya taşınması bir zorunluluk olarak ortaya çıkıyor. Bildiğiniz üzere Türkiye Avrupa Birliği'ne aday bir ülke ve özellikle Avrupa Birliği'ndeki asgari ücret rakamlarına baktığımız zaman Türkiye ile arasında dağlar kadar fark olduğunu görüyoruz. Bir kriter oluşturmak gerekirse şöyle bir kriterin doğru ve nesnel olduğunu kabul ediyoruz. Avrupa Birliği'nin en büyük dört ekonomisinin, yani bunlar Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya; bu ülkelerdeki asgari ücret ortalamasının en az yüzde 50'si kadar bir asgari ücretin Türkiye'de ne işverene, ne işverenin işini zora sokacak bir seviye olacağını, ne de işçi açısından kabul edilemez bir seviye olacağını değerlendiriyoruz. Yani şunu demek istiyorum. Bu dört ülkenin asgari ücretinin ortalamasına baktığımız zaman bunun 1725 Euro olduğunu görüyoruz. Bu 1725 Euro’nun yüzde 50'sini aldığımız zaman Türkiye'de asgari ücretin en az 862 Euro olması gerektiğini ve bunun da yaklaşık 45 bin lira civarında bir asgari ücrete denk geldiğini görüyoruz. Mevcut seviyelerle karşılaştırma yaptığımızda- ki 28 bin lira civarındadır Türkiye'de asgari ücret- asgari ücretin en az yüzde 60 arttırılması gerektiği sonucu çıkıyor. Bizler MYK olarak yaptığımız değerlendirmelerde 1 Temmuz itibariyle asgari ücretin en az 45 bin lira seviyesinde olması gerektiğini söylüyoruz. Dolayısıyla bu seviye 1 Temmuz için geçerli olmalıdır ve asgari ücrete en az yüzde 60 zam yapılmalıdır.

Tabii asgari ücretle paralel olarak Türkiye'de kamunun belirleyici olduğu başka ücretler de var. Bunlar memur ücretleri, işçi emeklileri ve memur emeklileri ücretleri. Dolayısıyla işçi ve memur emeklileri ücretlerinin de bu paralelde artırılması gerektiğini düşünüyoruz. Talebimiz budur Cumhuriyet Halk Partisi olarak.

Öte yandan en alt seviyede gelir elde eden kesimler olan en düşük emekli maaşı dediğimiz özellikle sosyal devlet uygulaması çerçevesinde hazinenin destekleriyle belirli bir seviyeye getirilen ücret var. Bu ücret biliyorsunuz 20 bin lira civarında. Türkiye'de 45 bin lira olarak belirlediğimiz asgari ücretin en az yüzde 70'ine denk gelecek şekilde Türkiye'deki bütün ücretlerin bu yüzde 70 seviyesinin üzerine çıkartılmasını yine bir politik öneri olarak sunuyoruz. Bu demektir ki Türkiye'de en düşük emekli maaşının da en az yüzde 60 oranında arttırılarak 32 bin lira seviyesine çıkartılmasını zorunlu görüyoruz.

Kuşkusuz açlık sınırının 36 bin lira olduğu bir yerde bu ücretler de yetersizdir. Ancak en azından 1 Temmuz'da bu geçici ferahlamanın ve bu geçici rahatlamanın bu geniş kitleler açısından önemli olduğunu değerlendiriyoruz ve mutlaka bu seviyelere doğru ücretlerin çıkartılması gerektiğini düşünüyoruz. Dediğim gibi bu konuyla ilgili önümüzdeki günlerde biraz daha detaylı, ayrıntılı açıklamaları kamuoyuyla paylaşacağız.

“TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNDE NEDEN PATİNAJ YAPILIYOR?”

Öte yandan üzerinde durduğumuz bir başka konu yine ülke gündemi ile ilgili olarak bu terörsüz Türkiye süreci ile ilgili gelişmeler. Bilindiği üzere yaklaşık 1 yıl 9 aydır Türkiye'nin gündemini işgal eden bir süreçle karşı karşıyayız. İlk ortaya çıktığından bu yana, yani şöyle bir kronolojiye bakarsak 22 Ekim 2024 tarihinde Sayın Bahçeli'nin mecliste yapmış olduğu bir konuşmayla başlayan, 17 Şubat 2025'te Öcalan'ın çağrısıyla bir aşama kaydeden, yine 12 Mayıs 2025'te silah bırakma ve örgütün fesih kararı almasıyla bir başka aşamaya geçen, yine 11 Temmuz 2025'te silahların sembolik bir şekilde yakılması törenleriyle ile hepimiz onları izledik. Yine bir başka sürece geçen bir süreç yaşadık ve bu sürecin sonucunda bildiğimiz üzere 5 Kasım 2025'te bir komisyon kuruldu ve bu komisyonda yaklaşık 7 aylık bir çalışma sonucunda 18 Şubat'ta bir raporu kamuoyuna sunmuş oldu. Bu raporun kamuoyuna sunulması, parlamentoya sunulması üzerinden yaklaşık 4 aylık bir süre geçmiş olmasına rağmen bu raporda neredeyse Türkiye'de oydaşma sağlanmış olan, konsensüs sağlanmış olan bu raporun gereklerinin yerine getirilmesi konusunda hiçbir ilerlemenin kaydedilmediğini görüyoruz. Dolayısıyla niçin bu 4 aylık süre içerisinde bir patinaj yapılıyor? Bu süreç neden bu kadar uzadı? Bizler Cumhuriyet Halk Partisi olarak ülkenin birliği, beraberliği ve kardeşliği konusunda her türlü katkıyı vermeye hazır bir parti olarak bunu soruyoruz. Kamuoyunun gözlerinin önünde gerçekleşen bu süreci de yine sizin aracılığınızda bütün başta iktidar olmak üzere ülkenin gündemine getirmek istiyoruz. Bu süreç neden yavaş ilerlemektedir? Niçin istenilen hızda ilerlememektedir? Neden bu konuda patinaj yapılmaktadır? Bilmediğimiz bazı süreçler mi vardır tartışmadığımız, görmediğimiz, kamuoyunun gündemine getirilmeyen? Varsa bunlar nelerdir? Biz bu sürecin son derece şeffaf bir şekilde sürdürülmesini istiyoruz. Yani hem parlamentonun, hem kamuoyunun gözünün önünde tartışılmasını istiyoruz. Bu arada bu konuda biraz kafaların da karışık olduğunu aslında geçen hafta yapılan tartışmalarda da gördük. Bildiğiniz üzere komisyon raporunda bir çerçeve yasanın çıkabilmesi için bir ön koşul var. O ön koşulda silahların bırakıldığının kamu organları tarafından teyidi, bu teyidi bir şart olarak sunuyor rapor ve bu teyit gerçekleştikten sonra da bir çerçeve yasanın parlamentonun gündemine getirilmesinden bahsediliyor. Ancak Cumhurbaşkanının açıklamalarıyla AKP Sözcüsünün açıklamaları arasında bir tezatın olduğunu da geçen hafta gördük. Bu şarta rağmen bu iş biraz tersine çevrilerek silahların bırakıldığının teyit edilmesini beklemeden, böyle bir süreç henüz teyit edilmeden bir çerçeve yasanın parlamentonun gündemine getirilmesi, bir taslak olarak getirilmesi, ancak silahların bırakıldığının teyit edilmesinden sonra uygulanması gibi farklı bir yola gidildiğini görüyoruz. Sayın Bahçeli'nin açıklamalarıyla, Sayın Cumhurbaşkanının açıklamalarıyla aslında Sayın AKP Sözcüsü Ömer Çelik'in açıklamaları arasında bir fark olduğunu, bir tezat olduğunu da görüyoruz.

Dolayısıyla buradan şunu da sormak isterim. Bu şarttan vaz mı geçirilmiştir? Yani komisyon raporundaki tavsiyelere uygun olarak ve baştan beri kurgulanan sisteme uygun olarak PKK'nın tüm unsurlarıyla beraber silah bıraktığının teyit edildiği bir mekanizma kurulup bunun sonuçları alındıktan sonra mı bir çerçeve yasa parlamentonun gündemine getirilecektir? Yoksa bu teyit edilmeden parlamentonun gündemine bir çerçeve yasa getirilip daha sonra kamu organları tarafından bu işin, silah bırakılıp bırakılmadığının denetlendiği bir durumla mı karşı karşıyayız? Dolayısıyla bu çelişkinin, bu farklı tutumun kamuoyu nezdinde tartışılması, kamuoyuna açıklanmasının son derece önemli olduğunu düşünüyoruz.

Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak komisyon raporunun arkasındayız. Ülkenin birliği, beraberliği, devletin bekası ve milli birlik ve kardeşliğimiz açısından bu sürecin destekçisiyiz. Ancak bu sürecin şeffaf bir biçimde kamuoyu nezdinde hiçbir şey saklanmadan parlamenter zeminde ve meşru zeminlerde tartışılması, varsa bir sorunun, varsa bir problemin, bu problemin de yine kamuoyu nezdinde, kamuoyunun gözü önünde, kamuoyuna açıklanmasının uygun olduğunu değerlendiriyoruz.

7 İL BAŞKANI KESİN İHRAÇ İSTEMİYLE YDK’YA SEVK EDİLDİ; 6 İLE YENİ ATAMA

Bu genel değerlendirmelerimiz, ülke gündemine ilişkin genel değerlendirmelerimizden sonra arkadaşlar bildiğiniz üzere partimizin özellikle mutlak butlan süreciyle beraber yani 21 Mayıs tarihinden bu yana içine girdiği durumla ilgilide değerlendirmeler oldu. Bu değerlendirmeler çerçevesinde bildiğiniz üzere ben burada defaatle Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurumsal kimliğinin bizim için kırmızı çizgi olduğunu, bu kurumsal durumunun, partinin kurumsal yapısını zedeleyen iş, eylem ve işlemlere karşı da herkesin olduğu gibi, hepimizin olduğu gibi Cumhuriyet Halk Partisi'nin bütün üyelerinin sorumluluğunu taşıdığı ve bu sorumluluğuna uygun bir biçimde de bu süreci izlediğimizi, not ettiğimizi değerlendirmiştik. Bununla ilgili geçmiş dönemde, geçmiş MYK'larımızda bir takım kararlar alınmıştı. Gerek parti disiplini ile ilgili kararlar, gerek görevden almalarla ilgili kararlar. Bunları da sizlerle paylaşmıştık.

Bugün ağırlıklı bir biçimde örgütsel çalışmalarımız değerlendirildi. Cumhuriyet Halk Partisi'nin il örgütleri, ilçe örgütleri, kadın kolları ve gençlik kollarının bu gelişen durum karşısında tutumlarına ilişkin bir genel değerlendirme yaptık ve bazı kararlar aldık. Bu kararları sizlerle paylaşmak isterim. Cumhuriyet Halk Partisi'nde bazı illerimizde il başkanlarımızın, il yöneticilerimizin ve il disiplin kurulunun görevden alınması ile ilgili kararlar alındı. Bu illeri ben sizlerle şimdi sırayla paylaşacağım. Ağrı ili ve Ağrı ilinin aynı zamanda merkez ilçesi ikisi beraber. Yani hem il disiplin kurulu, hem il başkanı, hem de il yöneticileri bakımından, il yönetim kurulu bakımından söylüyorum bu listeyi. Aksaray ili aynı şekilde. Amasya yine kapsam içindeki illerimizden biri. Batman, Bilecik, Bolu, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Düzce aynı zamanda Akçakoca ilçesi ile beraber. Eskişehir, Hakkari, Iğdır, Kars, Kırıkkale, Manisa, Mardin, Muğla, Muş, Niğde ve Merkez ilçesi ile beraber. Nevşehir. Yine Osmaniye ve merkez ilçesi ile beraber. Samsun, Sivas ve Tunceli. Aynı zamanda Sinop ilinde de sadece il başkanı için il başkanının görevden alınmasına ilişkin bir tasarrufta bulunulmuş oldu. Böylece 26 ilimizde böyle bir değerlendirme yapılmış oldu. Onun dışında birkaç ilçemiz de var ama bu çok ayrıntılı olduğu için bunları sizinle paylaşmayacağım.

Bunun dışında 7 tane il başkanımız hakkında tedbirli ve kesin çıkartma yönünde disiplin sürecinin uygulanmasına karar verilmiştir. Bu il başkanlarımız Denizli, yani Ali Osman Horzum arkadaşımız. Muğla, Nail Kızıl arkadaşımız. Eskişehir, Talat Yıldız arkadaşımız. Sinop, Aykut Cem Yalçınkaya arkadaşımız. Düzce, Özcan Dağıstanlı arkadaşımız. Kars, Onur Ulaş Demir arkadaşımız ve Tunceli, Berkay Gündoğan arkadaşımız.

Bunlara ek olarak sayın basın mensupları, 6 ilimizde de il başkanımıza yeni görevler verdik. 6 ilimizde yeni il başkanlarımız görev yapacak. Bugün itibariyle atamaları tamamlanmış oldu. Bunlar Batman ili. Batman ili için Yılmaz Özkanat arkadaşımız. Çanakkale ili için Koray Akkılıç arkadaşımıza görev verdik. Mardin ili için Mahmut Duyan arkadaşımıza. Osmaniye ili için Rıza Tekerek arkadaşımıza. Niğde ili için Tevfik Caymaz arkadaşımıza ve Tunceli ili için de Kemal Özcan arkadaşımıza.

26 İL ÖRGÜTÜNDE GÖREVDEN ALMA KARARI

Yani özetle; 26 ilimizde bir görevden alma durumu söz konusu. Bunlardan 7 tanesinin il başkanı nezdinde disipline sevki söz konusu. 6 ilimizde de yani bu 26'nın 6'sında da yeni görevlendirme söz konusu.

Özetle sizlerle paylaşacağım MYK gündemine ilişkin konular bunlar. Onun dışında bir soru varsa onları da cevaplamaya çalışayım.

Soru- NTV'den Uğraş Bingöl. Efendim 26 il dediniz. Bazı merkez ilçeleri de saydınız. Orada bir karışıklık mı var? Yani merkez ilçeleri alınan illeri de net rakam verir misiniz?

Müslim Sarı- 26 il, bazılarında merkez ilçeler. 26 ilin içinde bazı illerde hem il, hem merkez ilçeler. Yani mesela Osmaniye ili aynı zamanda Osmaniye'nin merkez ilçesi gibi.

Soru- Bir de ihraç kararlarına ilişkin parti disiplinine yönelik davranışlar dediniz değil mi efendim?

Müslim Sarı- Evet. Yani kamuoyuna açıklamalar, parti disiplinine, partinin kurumsal kimliğine uygun olmayan davranışlar, sosyal medya paylaşımları vesaire. Yani partinin kurumsal kimliğine uygun olmayan iş, eylem ve davranışlar çerçevesinde bir değerlendirme yapıldı. Dosyalarda bir sürü şey var ama ben çok ayrıntılara girmek istemedim şimdilik.

Soru- Yani 26 il görevden alındı ama 7 il kesin ihraç sistemiyle disipline sevk edildi?

Müslim Sarı- 7 il başkanı. 26 ilde görevden alma, 7 il başkanını ise…

Soru- Neden işte ben de onu sorum. 7 ilde kesin ihraç sistemiyle disipline sevk edildi dediniz.

Müslim Sarı- Çünkü bazı arkadaşlarımızda disiplin suçu yok. Bazı arkadaşlarımızda disiplin suçu var gibi. O ayrı bir değerlendirme.

Soru- Son Mühür, Dilek Ataseven Yüzer. Sayın Sözcü, bugün MYK'da konuşulanlar ve yarın da önemli bir gün kurultay için mahkeme olacak biliyorsunuz. Bunun ikisini bir arada düşündüğünüz zaman Cumhuriyet Halk Partisi'nin önümüzdeki günlerde asıl sınavı hukuk süreci mi, yoksa kurumsal dayanıklılığını ve siyasi iradesini koruyabilmesi mi?

Müslim Sarı- Şimdi bunlar birbiriyle çelişkili şeyler değil. Tezat şeyler değil. İkisi aynı anda elbette. Yani özellikle mutlak buttan süreciyle ilgili bir ceza süreci var. Onu da takip ediyoruz. Yarın bununla ilgili bir ceza mahkemesinin bir duruşması yapılacak. Oradan bir karar beklemiyoruz henüz. Çünkü henüz savcının mütalaası yok. Muhtemel orası sonbahara kalacak. Ama biz bu süreçleri de takip ediyoruz. Belediyelerimizle ilgili süreçleri de takip ediyoruz. Yani hem hukuki süreçleri takip ediyoruz hem de bu süreçle ilgili olarak partinin kurumsal kimliğini korumaya çalışıyoruz. Yani bunların hepsini eş zamanlı yapıyoruz. Bunlar birbiriyle çelişkili şeyler değil. Senkron bir şekilde götürüyoruz süreci.

Soru- Müslüm Bey, şimdi az önce ihraçları açıkladınız il başkanlarının. Daha önce de toplamda 10 il başkanının ihraç edildiğini, daha doğrusu görevden alındığını söylemiştiniz. Şimdi bazı il başkanları işte seçilmiş il başkanlıkları adı altında ofisler tutuyorlar. Dün de örneğini gördük İzmir il başkanı. Sayın Özgür Özel de katıldı oradaki açılışa. Hem bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Hem Özgür Bey'in oraya katılmasını hem de böyle başkanlıkların açılmasını?

İkinci bir soru olarak, sosyal medyada çok konuşuldu. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu sanatçı Kadir İnanır'ın cenaze törenine katılmıştı. Orada yuhalandığına dair iddialar ortaya atıldı. Tabii buna ilişkin açıklamalar da yapıldı. Yalanlandı ama bunu nasıl değerlendirdiniz?

Müslim Sarı- Sondan başlayayım. Şimdi biz bu süreçleri, bu tür montaj süreçlerini biliyorsunuz 2023 seçimlerinden önce de yaşamıştık. Sayın Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanlığı adaylığı ile ilgili süreçte de. kampanya süreci içinde de bunlara şahit olduk. Bunlar çok uygun olmayan, Türk siyasetinde uygun olmayan taktikler. Bu taktikler doğru değil. Bunu kınıyoruz. Ama şunu söyleyelim arkadaşlar. Gerçeklerle algılar arasında bir ilişki vardır. Elbette algı gerçektir ama gerçekle desteklenmemiş algıların yaldızları bir müddet sonra dökülür. Gerçekler eninde sonunda ortaya çıkar. Dolayısıyla bu da böyle bir süreç. Bunu hep beraber yaşadık, gördük, yaşayacağız önümüzdeki günlerde de.

Öte yandan şunu söyleyeyim arkadaşlar. Hiçbir kurum iki başlı biçimde yönetilemez. Yani sadece bir siyasal parti için bunu söyleyemiyoruz. Bütün kurumlar için iki başlılık mümkün olmayan bir şeydir. Yönetilemez bir şeydir. Cumhuriyet Halk Partisi'nde de asla kabul edilebilir bir şey değildir. Cumhuriyet Halk Partisi'nde bazı arkadaşlarımızın farklı siyasal yolculukları olabilir. Bununla ilgili ipuçlarını görüyoruz. Biraz önce sizin dediğiniz gibi yani paralel il binaları, paralel ilçe binaları, işte paralel başka örgütlenmeler gibi. Bunların farklı bir siyasete ve farklı bir siyasal yolculuğa altyapı oluşturmak üzere yapılmış işlemler olduğunu değerlendiriyoruz. Ama iki başlılığı kabul etmemiz mümkün değil. Paralel bir yapıyı da kabul etmemiz mümkün değil. Önümüzdeki dönemde buna ilişkin değerlendirmeleri de hep beraber göreceğiz. Yani tarafımızdan yapılan değerlendirmeler de olacak.

Soru- Parti içi meselelere ilişkin değil, daha önceki değerlendirmelerinize ilişkin soracağım. Terörsüz Türkiye sürecinden söz ettiğiniz. Süreçte örgütün tasfiyesinin tespit ve teyidinin ardından komisyon raporunda bir yasal düzenleme olduğuna işaret ettiniz ve bu konuda sorularınızı dile getirdiniz. Ancak CHP'nin tutumu bu konuda nedir? Siz eş zamanlı bir süreç yürümesi gerektiği yönünde bir değerlendirme yaptınız mı? Yoksa AKP ve MHP'nin raporunda bu komisyon sürecinde öne çıkan bir talepti. Tespit ve teyidin öncelikli gerçekleşmesi gerektiği yönünde bir görüş mü belirdi son değerlendirmelerinizde?

Müslim Sarı- Şimdi bu komisyon raporunda var zaten. Biz komisyon raporumuza bağlıyız. Bunu söyledik zaten. Orada söylediğimizi söylüyoruz. Esasen AKP ve MHP'nin de komisyon raporlarında bunlar var. Yani şöyle bir şey yok. Yani orada bir şart var. Şartta diyor ki terör örgütünün tüm unsurlarıyla beraber silah bıraktığının ve tasfiye edildiğinin teyidiyle diyor. Bunun da yetkili makamlar tarafından yapılacağı açık Türkiye'de. Ondan sonra da bir yasal çerçeveden bahsediliyor. Münferit, tek ve bir çerçevesi olan bir yasal düzenlemeden bahsediliyor. Bir çerçeve yasa gibi. Sadece bu konuya özgü bir yasa gibi. Dolayısıyla biz bu sıralamaya uygun bir biçimde hareket edilmesini öneriyoruz. Düşüncemizde bu. Ama şimdi son dönemde bu konuda bir kafa karışıklığı olduğunu biz görüyoruz. Yani sanki örgütün silah bıraktığının ve tüm unsurlarıyla beraber tasfiye olduğunun teyit edilmesi beklenmeksizin bir yasal çerçevenin hazırlanması ve bunun parlamentoya sunulması ki bununla ilgili açıklamalar da yapıldı biliyorsunuz. Sunulması ve bundan sonra bu arada belki de teyidin sağlanması ve teyit sağlandıktan sonra bunun uygulanması gibi bir yaklaşımın olduğunu görüyoruz. Bunu çok anlaşılabilir bulmuyoruz biz. Çok doğru da bulmuyoruz. Yani yetkili makamların bu teyit işlemini gerçekleştirdikten sonra bir sonraki aşamaya geçmenin daha sağlıklı olduğunu, daha doğru olduğunu, daha uygulanabilir olduğunu düşünüyoruz.

Soru- Kusura bakmayın son ama 17 Haziran'da 833 imza teslim edildi. Onlarla ilgili bir açıklama olacak mı?

Müslim Sarı- Olacak. Şimdi biz bu imzalar teslim edildiğinde bunlarla ilgili şekil ve esasa ilişkin değerlendirmeler yapacağımızı ve bunun neticesinde de bir duyuru yapacağımızı, bir bildirim yapacağımızı söylemiştik biliyorsunuz daha önce. Bizim tüzüğümüze göre bu konuyla ilgili belirlenmiş süreler var 15 ve 45 diye. Yani 15 günden önce, 45 günden sonra diye bir değerlendirme var. Bu değerlendirme ve bu süreler içinde biz de kendi düşüncemizi kamuoyuyla paylaşacağız. Bununla ilgili arkadaşlarımız çalışıyor şekil şartlarıyla ilgili. Onlarla ilgili bilgi geldiğinde sizinle paylaşacağım.

Çok teşekkür ederim arkadaşlar.


Benzer Haberler